Akşener’den Erdoğan’a: İmralı’dakini çıkarmanın peşindeysen orada duracaksın


Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Sayın Erdoğan, seni şimdiden uyarıyorum; Eğer arzu ettiğin hesabı kesmesi için, “İmralı’dakini”, İmralı’dan çıkarmanın peşindeysen, orada duracaksın. Sakın ha. Yapma. Seçim kazanmak için, böyle bir kötülüğü, bu memlekete yapmaya kalkma. Belki küçük ortağını ikna edebilirsin, ama böyle bir ahmaklığa yeltenirsen, karşında bizi bulursun” ifadelerini kullandı.
Enflasyona yönelik eleştiride bulunan Akşener, “Dolarizasyonu azaltmak istiyorsanız, işe önce devlet bilançosundan başlayın” diye konuştu.
Akşener ayrıca, öğrenci yurtlarının yetersiz olduğunu belirterek 1.2 milyon öğrenci bulunan İstanbul’da devlet yurdu sayısının 21 olduğunu söyleyerek, “Şimdi ben böyle söyleyince, Sayın Erdoğan’ın sinirleri bozulacak. Hemen; “Yurt sayısını, 20 yılda 190’dan 769’a çıkardık.” diyecek. Biliyorsunuz, Türkiye’nin Şantiye Şefi Sayın Erdoğan, inşaatları konusunda çok hassastır” dedi. Akşener, “Cemaatlerin yurtlarını, başka 15 Temmuzlar olmasın diye kapatacaksın” ifadelerini kullandı.
Akşener’in açıklamaları şu şekilde:
* Memlekette enflasyon Avrupa’daki ülkelerin toplam enflasyonunu aşmış.
* Her hafta çıkıp, tarlasına küsmüş çiftçimizi, nasıl zengin ettiğinden bahsediyorsun. Bu acayip hayal gücünle, sen neyi çözeceksin? Emeklimiz, memurumuz, işçimiz, esnafımız, iş dünyamız için, “Her şey güllük gülistanlık.” diye diye, dalga geçer gibi ortalıkta geziyorsun. Memleketin meseleleriyle bu kadar ilgiliyken, sen neyi çözeceksin? Allah aşkına, söyler misin Sayın Erdoğan; Saraya doldurduğun bol maaşlı beceriksizlerle, neyi, nasıl çözeceksin? Bu ucube sisteme geçtiğimiz son 3 buçuk yılda, neyi çözebildin de, şimdi çözeceksin? Maalesef çözemezler. Bu zihniyetle, bu beceriksizlikle, bu cahillikle, memleketin hiçbir sorununu çözemezler.
* Sayın Erdoğan, politika faizini, 5 puan indirdi ama, piyasadaki tüm faizler, 10 ila 25 puan arasında arttı. Neden mi? Çünkü, Sayın Erdoğan’ın, güven veren ekonomi yönetiminin bir sonucu olarak, hiç kimse, enflasyonun kalıcı olarak düşürüleceğine inanmıyor.

‘Cumhurbaşkanı, Demirtaş’ı, , teröristbaşı Öcalan’a şikayet etti’

* Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, geçen hafta, yargı süreci devam eden Selahattin Demirtaş’ı, gitti, teröristbaşı Abdullah Öcalan’a şikayet etti. Dedi ki; “Edirne’deki, en büyük hesabı, İmralı’dakine verecek.” Rezalete bakar mısınız? Türk yargısının düşürüldüğü şu duruma bir bakar mısınız? Neymiş, en büyük hesabı, İmralı’daki kesecekmiş… Yazıklar olsun.
* Sayın Erdoğan; Bu memlekette, eğer bir hesap kesilecekse, onu Yüce Türk Yargısı keser. O kadar. Makamının ciddiyetinin farkına var artık. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, böyle abuk sabuk konuşamaz. Kendine gel.
* Seni şimdiden uyarıyorum; Eğer arzu ettiğin hesabı kesmesi için, “İmralı’dakini”, İmralı’dan çıkarmanın peşindeysen, orada duracaksın. Sakın ha. Yapma. Seçim kazanmak için, böyle bir kötülüğü, bu memlekete yapmaya kalkma. Belki küçük ortağını ikna edebilirsin, ama böyle bir ahmaklığa yeltenirsen, karşında bizi bulursun. Ve o sandık geldiğinde, kim kimden nasıl hesap kesiyormuş, ilk elden görürsün. Bu memleketi, senin seçim kazanma hırslarına yedirmeyiz. Şehitlerimizin aziz hatırasını, senin siyasi hesaplarına ezdirmeyiz. Bunu böyle bilesin.
* Biliyorsunuz, Kasım ayı ödemeler dengesi sonuçları açıklandı. Buna göre Kasım ayında, maalesef 2,7 milyar dolar, cari açık verdik. Kur krizi nedeniyle, 3 ay boyunca verdiğimiz cari fazlanın, hep süreceğini zanneden, sarayın sözde ekonomistleri, bir anda sus pus oldular.

‘Bu Merkez Bankası başkanın da son kullanma tarihi yakın’

* Şimdi ne olacak? Enflasyonla dolaylı mücadeleye, devam mı Sayın Başkan? Sarayın bu konudaki derin sessizliği hayra alamet değil. Bu Merkez Bankası başkanın da, son kullanma tarihi yakındır, benden söylemesi.
* İktidarın, yanlış politikalarından, ihracat sektörü de, nasibini aldı. İhracatçıya, az gelişmiş ülkelerde uygulanan, döviz devri zorunluluğu getirdiler. Bu nedenle ihracatçı artık, dövizini devrettikten sonra, yine piyasadan döviz almak zorunda kalacak. Peki ya bu tür piyasa dışı uygulamalar sonrasında, ihracatçılarımız, üretimlerini, ülke dışına çıkarmaya başlarsa ne olacak? Bunun cevabı yok.
* Buradan iktidara sesleniyorum; Dolarizasyonu azaltmak istiyorsanız, işe önce devlet bilançosundan başlayın. Damat Bakan’ın, akıl dolu bir hamlesi olan, döviz endeksli borçlanmaya acilen son verin.
*Mart ayı gelmeden, en geç Şubat başında, gübre desteğini açıklayın. Çiftçimizin, ucuz gübreyi, Mart ayında kullanmasını sağlayın. Saray bürokrasiniz, her konuda olduğu gibi, bu konuda da geç karar almasın. Çünkü aksi takdirde, sadece çiftçimiz değil, Eylül ayında, ekmeği 6 liradan almak zorunda kalacak insanlarımız da, mağdur olacak. Aklınızı başınıza alın.
* İhracatı kısıtlayarak, yaş sebze meyve fiyatını düşüremezsiniz. Sadece ihracatçıyı ve çiftçiyi mağdur etmiş olursunuz. Yurt dışında pazar kaybedersiniz. Yaş sebze ve meyvedeki, uluslararası üstünlüğümüzü kaybedersiniz. Bizi dinlemiyorsanız, bari ihracatçıyı, çiftçiyi dinleyin. İhracat kısıtlaması getireceğinize, ilk önce, şu iki aydır çözemediğiniz, Rusya meselesini çözün. Yüzlerce tır, Rusya sınırında sürünüyor. Binlerce ton, sebze-meyve çürüyor. Sorun teknik ise, yani ilaç kalıntısı sorunu ise, bürokratlarınızı değiştirin. Sorun siyasiyse, söyleyin Sayın Erdoğan’a, dostu Putin’i arasın. Şu dondurma ikramlı kankalığın, kırk yılda bir faydasını görelim.
* Bu işler, çiftçilerimize, “çalışın” demekle olmaz. Çiftçilerimizi lobilerinin önüne itip, “Toprağınıza sahip çıkın.” demekle de olmaz. Eğer tarımın, bir millî güvenlik sorunu olmasını engellemek istiyorsan; İlk olarak işe; Çiftçimizi gün yüzü göstermeyen, Tarım Bakanını görevden almakla başla. Sonrasında da, çiftçimize akıl vermeyi bırak, destek ver. Ayıptır, günahtır.

‘Cemaatlerin yurtlarını, başka 15 Temmuzlar olmasın diye kapatacaksın’

* Bugün maalesef, hayatımızın her alanında, bir mücadele hâlindeyiz. En temel haklarımıza ulaşmak için, mücadele ediyoruz. En gerekli ihtiyaçlarımızı karşılamak için, mücadele ediyoruz. En önemlisi de, hayatta kalmak için mücadele ediyoruz. Bu mücadele alanlarında, en çok yıprananlar da, maalesef gençlerimiz oluyor.
* İlk önce, eşit olmayan şartlarda eğitim görüyorlar. Sonrasında, herkesin farklı çizgilerden başladığı, bir garip sınav yarışına giriyorlar. Yarış bitince, üniversiteye girince, her şey düzelir zannediyorlar. Ama bu sefer de; İktidarın onlara reva gördüğü, acı gerçeklerle yüzleşiyorlar. İşte o nedenle; bugün, o acı gerçeklerden birini, barınma ve yurt sorununu konuşacağız. Bu hafta, Milletin Kürsüsü’nde daha genç bir kardeşimiz var. Deniz Barış Çatal aramızda.
*Geçen hafta da, KYK Borçlarının, sosyal sorumluluk projelerinde çalışarak ödenebilmesinin önünü açan, bir çözüm önerimizi anlatmıştık. Bu hafta da, üniversiteli gençlerimizin, yurt problemine dair, çözümlerimizi açıklayacağız.
* Anayasamızın ikinci maddesine göre; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sosyal bir hukuk devletidir. Bu ilke, devlete, vatandaşlarının refah ve mutluluğunu gözetmesi için, çeşitli sorumluluklar yükler. Ancak Ak Parti iktidarıyla birlikte, neredeyse her alanda olduğu gibi, maalesef bu ilkede de, erozyon ve çürüme başladı. Üniversiteli öğrencilerimizin yaşadığı, barınma problemi, bunun en güncel örneklerinden biri.
*Eylül 2021 Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Ülkemizde, Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı 773 yurt, yaklaşık 700 bin öğrencimize, barınma imkânı sunuyor. 2016 yılından beri, yurt sayısında anlamlı bir artış görülmemiş, hatta tam tersine, yalnızca geçtiğimiz yıl, tam 20 yurt kapatılmış.
* Özel yurtların sayısı bile, aslında, iktidarın öğrencilerimizi, nasıl da, bazı dernek ve vakıfların yurtlarında kalmaya zorladığını gösteriyor.
* 2020 yılı itibariyle, Türkiye’deki toplam yurtların, yüzde 35’i vakıf ve derneklere ait. Bu da, özellikle dar gelirli öğrencilerimizin, denetlenmeyen, ve birçok hizmeti hakkıyla vermekten çok uzak olan bu yurtlara, adeta muhtaç bırakıldığını gösteriyor.
* Türkiye’de en çok öğrenci, İstanbul’da yaşıyor. Ancak burada yaşayan öğrencilere yetecek kadar, devlet yurdu yok. İstanbul’da yaklaşık 1,2 milyon öğrenci bulunuyor. Devletin bu 1,2 milyon öğrenciye reva gördüğü, devlet yurdu sayısı ise yalnızca 21. 1.2 milyon öğrencinin yaşadığı, koskoca İstanbul’da, 21 devlet yurdu, ancak, 24 bin öğrenciye hizmet veriyor. Yani İstanbul’da yaşayan öğrencilerimizin, yalnızca yüzde 2’si, devlet yurdunda kalabiliyor. İktidarın, gençlerimizi, bile bile mahrum bıraktığı, barınma hizmetini de, derneklere ve vakıflara ait olan, özel yurtlar dolduruyor
* Sayıştay raporlarına göre; Devlet yurdu olarak kiralanan, çoğu bina, deprem yönetmeliğine uygun değil. Yangın merdiveni ve yangın ihbar sistemleri yok. Birçok binada, ısıtma sistemleri çalışmıyor.
*Her sabah gözünü bu odada açan bir gençten, ne yaratıcı olmasını, ne çalışkan olmasını, ne de üretken olmasını bekleyemezsiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, gencine reva gördüğü yaşam alanı, bu olamaz. Ve kimsenin şüphesi olmasın, İYİ Parti iktidarında olmayacak.

‘İYİ Parti iktidarında yurtlar ücretsiz olacak’

*Şimdi ben böyle söyleyince, Sayın Erdoğan’ın sinirleri bozulacak. Hemen; “Yurt sayısını, 20 yılda 190’dan 769’a çıkardık.” diyecek. Biliyorsunuz, Türkiye’nin Şantiye Şefi Sayın Erdoğan, inşaatları konusunda çok hassastır. Sayın Erdoğan; Şimdiden söyleyeyim. İstatistiklerini kendine sakla. Hiç kendini yorma. Yurtlar yeterli mi değil mi, onun cevabını ver. Ama veremezsin. Çünkü cevabı ve yapılması gerekeni sen de biliyorsun, Ama kılını bile kıpırdatmıyorsun.
*Biz ne diye, bu kadar çok vergi ödüyoruz? Ne diye, KDV ödüyoruz? Maaşlarımızdan, ne diye vergi kesiliyor? Bir araba satın alınca, 2 araba parası vergiyi ne diye ödüyoruz? Elektrik faturasında, 5 kalem vergiyi, ne diye ödüyoruz? Sen sarayda sefa sür diye değil. Danışmanlarına 5 maaş ver diye değil. 5’li çetenin borçlarını affet diye değil. Yandaşların, dolarlarını zarar etmeden bozsun diye de değil. Biz o kadar vergiyi; Bir tane öğrencimiz bile, eğitimden mahrum kalmasın diye ödüyoruz.
* 2016-2017 öğretim yılında, özel yurt sayısı, 4741’den 3900’lere kadar düşüyor. Yani 900’e yakın, birçoğu FETÖ terör örgütüne ait özel yurt, kapatılıyor. Sırf bu bile aslında, öğrencilerimizi, devlet yurtları yerine, bazı vakıf ve derneklerin yurtlarına terk etmenin, ne kadar yanlış olduğunun bir vesikası. Bu yurtlara izin verenler, barınma sorunu yaşayan, dar gelirli öğrencilerimizi, göz göre göre, FETÖ’nün kucağına itenler, bunun da hesabını vermek zorunda.
*Cemaatlerin, tarikatların, vakıf ve derneklerin yurtlarını, başka 15 Temmuzlar olmasın diye kapatacaksın; ve öğrencilerimize, hak ettikleri hizmeti, layıkıyla vereceksin. Eğer veremiyorsan da, paşa paşa o koltuktan kalkacaksın. Bunun başka yolu yok.
* Buradan sözünü veriyorum: İYİ Parti iktidarında; Yurtlar ücretsiz olacak, böylece öğrenciler, almak zorunda oldukları kredileri, yurt parası olarak, KYK’ya geri vermek zorunda kalmayacak.
* Değerli genç kardeşlerim, Bizler, İYİ Parti olarak, zor durumda olduğunuz, yoksun olduğunuzu düşündüğünüz, yalnız ve baskı altında hissettiğiniz her an, sizin yanınızdayız. Cumhuriyetimizin, bu salonu dolduran, biz büyüklerinize sunduğu fırsatları, biz sizlere sağlayamadık. Bunun için, tüm samimiyetimle çok üzgünüm.

‘Şans vermeniz gereken Türkiye’yi hakkıyla yönetmek için sabırsızlanan İYİ Parti’dir’

*AK Parti iktidarı, artık yolun sonuna geldi. Seçim ufukta görünüyor. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının her sözü, her vaadi, her adımı, artık yeniden seçilebilmek için. Her türlü vaadi verecekler. Her türlü hamaseti yapacaklar. Korkutmak için her türlü yalanı söyleyecekler. Ve zamanı geldiğinde, 3 buçuk yıldan sonra ilk kez, karşınıza geçip, onlara, yeniden bir şans vermenizi isteyecekler.
* Şans vermeniz gereken, 20 yıldır iktidarda olup da, ekonomide enkaz bırakanlar değildir. Bir şans daha vermeniz gereken, Türk Lirası’nı pula, gelirimizi kuşa çevirenler değildir. Bir şans daha vermeniz gereken, verdiği hiçbir sözü tutmayanlar, 2018 seçimlerinden sonra, bir kez olsun bile, halinizi hatırınızı sormayanlar hiç değildir. Artık şans vermeniz gereken, vizyonuyla, çözümleriyle, projeleriyle, gümbür gümbür gelen İYİ Parti’dir. Artık şans vermeniz gereken, alanındaki en liyakatli kadrolarıyla, Türkiye’yi hakkıyla yönetmek için sabırsızlanan İYİ Parti’dir.
* Artık şans vermeniz gereken, Sarayda sefa sürenler değil; Milletiyle birlikte yürüyen, İYİ Parti’dir.
Previous Akkuyu Nükleer AŞ: NGS sahasının 100 kilometre yarıçapında aktif jeolojik fay hattı bulunmamakta
Next Prof. Dr. Naci Görür: Yunanistan'da olan deprem Marmara için çok şey ifade ediyor

No Comment

Bir Cevap Yazın