Daha İyi Yargı Derneği Başkanı: 3-4 aylık davaları 4-5 seneden önce bitiremiyoruz


Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Avukat Mehmet Gün, Türkiye yargı sisteminin sorunlarını ve olası çözümlerini Radyo Sputnik’te Ali Çağatay’la Seyir Hali programında anlattı.
Gün, hizmet veren insanların yetkin olmasının gerekliliğini “Hizmetin makul sürede ve maliyetle verilmesi lazım, doğruların tam olarak ortaya çıkartılması, adaletten ödün verilmemesi gerekiyor. Adaletten ödün verilmemesi için hizmeti veren insanların yetkin, tecrübeli ve hesap verir olmalıdır. Bu böyle olursa kaliteli adalet için gecikmeyi bekleyebiliriz. Biraza maliyete katlanmayı bekleyebiliriz ama makul bir maliyet olması lazım. Bu bakımdan 15 Temmuz’un Türkiye’ye verdiği en büyük hasarlardan birisi yüzde 40 oranında yetkin insan kaynağımızı yargıda kaybettik. Yerine koyduklarımız genç, tecrübesiz ama başkalarının hayatı hakkında karar veren insanlar oluşturduk” diye vurguladı.

‘Yalan söylemek mahkemeyi yanlış çalıştırmak demektir’

Mahkemede yalan söylemenin savunma hakkı gibi görüldüğünü belirten Gün, bu durumun yanlış çalışmaya sebep olarak yargı süresini uzattığını “İkincisi mahkemeye gittiğimiz zaman yalan söylemek savunma hakkımız gibi görülüyor. Dünyanın en ileri toplumlarında görüyoruz. İngiltere’den mahkemeye yalan söylemek çok ağır bir suçtur. Mahkemede yalan söyleyen hakimleri ve avukatları meslekten atarlar. Türkiye’de bir maharet olarak görüyoruz. Bir şey söylemek istemiyorsan söyleme ama yalan söylemek mahkemeyi yanlış çalıştırmak demektir. Bunu bizim ortadan kaldırmamız lazım” diye belirtti.

‘Bir dosyada toplam dört dilekçe okunması gerekiyorsa hakimin önüne 40 tane dilekçe geliyor’

Gün, iş yükünün hukukçulara eşit olarak dağıtılmadığını “Ne kadar hakim ve avukat varsa işleri buna göre adil dağıtmamız gerekiyor. 180 bin civarında hukukçumuz var. 20 bini hakim ve savcı, 160 bini avukat, 70 milyon işin yüzde 90’ı hakim ve savcılara yükleniyor. Avukatlar bu işleri yapıp mahkemenin önüne hemen bütün delilleri getirebilecek bir celsede tartışılarak karar verilebilecek iken bütün işler hakim ve savcıların üzerine yıkıldığı için hakim ve savcılar bilirkişiye gidiyor. Tanığı çağırmaklar, delilleri celbetmek ile uğraşıyor. Hata oluyor. Hataları gidermek için avukatlar itiraz ediyorlar. Bir dosyada toplam dört dilekçe okunması gerekiyorsa hakimin önüne 40 tane dilekçe geliyor. Bir bakmışsınız kararları hakim değil başkaları veriyor ve çok gecikmeli veriyor” diye aktardı.

‘Türkiye’de birkaç istisna hariç tüm davalar 3-4 ayda çok daha kaliteli olarak çözülebilir’

Gün, mevcut davaların çok daha kısa sürede çözülebileceğini “Anayasa mahkemesi diyor ki; Adil yargılama hakkı ihlal ediliyor. Türkiye’de birkaç istisna hariç tüm davalar 3-4 ayda çok daha kaliteli olarak çözülebilir. Biraz önce anlattığım mahkemede yalan söyleme, iş yükünün hakim ve savcılara yüklenmesinden ötürü 3-4 aylık davaları 4-5 seneden önce bitiremiyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarına göre bir dava dört senede bitirilemiyorsa ‘adil yargılama süre bakımından ihlal edilir’ diyor. Verdiği kararların çoğunun bu yönde olduğunu düşünüyorum. AYM’ye başvuru yapıyorsunuz, o da dört seneden önce bitmiyor. Mahkemenin kendisi de adil yargılama hakkını ihlal ediyor” diye söyledi.
Previous IEA: Elektrik talebindeki hızlı artış 3 yıl daha yüksek fiyatlar ve emisyonlara neden olabilir
Next Tarım ve Orman Bakanlığı: Yasaklı ırklardan 20 bin 843 köpek kayıt altına alındı

No Comment

Bir Cevap Yazın