Kadınların gündemi ‘ped zammı’: ‘Kamusal alanda ücretsiz erişmeyi talep ediyoruz’


Kadınların temel ihtiyaçlarından biri olan regl ürünleri de, Türkiye’de son zamanlarda yaşanan zamlardan etkilendi. Bu ürünlere uygulanan yüzde 18’lik Katma Değer Vergisi oranı ise kadınların gündeminde. Daha önce milletvekilleri Sera Kadıgil ve Gülistan Kılıç Koçyiğit tarafından meclise de taşınmış olan bu durum için seslerini duyurmak isteyen kadınlar, sosyal medyada #PedVergisiniKaldır hastagi altında bir araya geliyor, çeşitli illerde protesto düzenliyorlar. Zira, zamların da etkisiyle hijyenik pedlerin fiyatı, markalara bağlı olarak, 80 liraya kadar çıkıyor.

Hangi ülkeler regl ürünlerini ücretsiz sağlıyor?

Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde ‘tabu’ olarak görülen regl ve ürünleri için kadınların talebi, vergilerin daha makul bir seviyeye çekilmesi ya da ücretsiz olarak dağıtılması. Aslında regl ürünlerini ücretsiz şekilde dağıtan ülkeler mevcut. Hijyenik ürünleri okullarda bedava olarak sağlayan ilk ülke olan İskoçya, hijyenik pede de ücretsiz erişimi açan ilk ülke oldu.
Yeni Zelanda da okullarda hijyenik kadın ürünlerini temin etmeye maddi gücü yetmeyen kız öğrencilerin derslere katılımını artırmak amacıyla bu ürünlerin ücretsiz dağıtılacağı açıkladı. İngiltere’de ise Brexit’le beraber, Avrupa Birliği yasaları tarafından ‘lüks tüketim maddesi’ olarak görülen kadın hijyen ürünlerinden alınan yüzde 5’lik vergi sıfıra düşürüldü. Türkiye’de ise son olarak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık hijyenik ped fiyatları ile ilgili çalışma yapılabileceğini belirterek “KDV düştüğünde maalesef bunu ürünlere yansıtılmıyor. Ama bunun dışında bir üst sınır gibi başlıkları çalışabiliriz” ifadelerini kullandı.
Sputnik, toplumun yarısını oluşturan kadınların temel ihtiyaçlarından biri olan regl ürünlerine gelen zammın bu ürünlere erişimde neden olacağı sorunları ve neden ‘lüks’ olarak görülmemesi gerektiğini daha önce bu konuda kanun teklifleri de vermiş olan Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Sera Kadıgil ve regl yoksulluğuna savaş açmış olan Konuşmamız Gerek Derneği kurucusu İlayda Eskitaşçıoğlu ile konuştu.

‘Regl ürünlerine ulaşamayan kadınlar sağlıklarını riske atarak iptidai çözümler üretmek zorunda kalıyor’

Yüksek zam oranlarının hayati önemdeki ürünlere ve hizmetlere ulaşmayı engellediğini söyleyen vekil Kadıgil, ped gibi hijyen ürünlerinin son 1 yılda yüzde 50 arttığını vurgulayarak “Türk Tabipler Birliği’nin açıklamalarına göre ise kadın sağlığını doğrudan ilgilendiren bu ürünlere ulaşamayan kadınlar sağlıklarını riske ederek iptidai çözümler üretmek zorunda kalıyor. Örneğin geçici tarım işçilerinin, emicilik sağlamak için yaprağın üzerine toprak koydukları ve ciddi enfeksiyon ve sağlık problemleri yaşadıkları biliniyor” dedi.

‘Farklı bir zihniyetle yönetilseydik, erkeklerin cinsel gücü arttırmak için kullandıkları ürünlerde olduğu gibi en azından yüzde 8 vergi ödeyerek bu ürünleri alabilirdik’

Yüksek zamların yanı sıra ataerkil zihniyetin de bu durumda etkili olduğunun altını çizen Kadıgil şu ifadeleri kullandı:

“Bu durumun sebebi, AKP’nin ekonomik olarak ülkeyi soktuğu hal olmasının yanında bir değer sebebi daha var. Bu da ataerkil zihniyet! Sağlıklı bir kadının her ay yaşadığı fizyolojik bir döngünün konuşulmasının dahi hala ‘tabu’ sayıldığı, bir zihniyetin savunucusu ve taşıyıcısı erkekler tarafından yönetiliyoruz. Bizim vergilerimizle oluşturulan kaynaklar bu erkeklerin hazırladıkları bütçe programlarıyla dağıtılıyor. Toplumsal Cinsiyete Duyarlı bütçeleme derken kast ettiğimizin en somut göstergelerinden biri kadınların hijyen ürünlerine erişiminde yaşadığı sıkıntılar. Eğer farklı bir zihniyetle yönetilseydik, kadınlar, çocuklar, LGBTİ+bireyler gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle dezavantajlı olan grupların ihtiyaçlarını karşılayacak bir düzenleme yapılabilir ve pek çok ülkede olduğu gibi bu ürünler ücretsiz olarak dağıtılabilirdi, ya da erkeklerin cinsel gücü arttırmak için kullandıkları ürünlerde olduğu gibi, lüks tüketim vergisi olan yüzde 18 vergi değil de yüzde 8 vergi ödeyerek bu ürünleri alabilirdik.”
Daha önce bu konuda 2 farklı kanun teklifi verdiğini hatırlatan Kadıgil, her iki teklifin de “‘Bıyıklılar’ kulübündekiler için bir anlam ifade etmediği için komisyon dehlizlerinde beklediğini” aktardı.

‘Regl karanlık, konuşulmaması gereken ve neredeyse günahmış gibi görünen bir konu’

Regl yoksulluğunu “regl olan bireylerin bu dönemde kullanmaları gereken hijyenik ped, tampon ya da menstrual kap gibi ürünlere erişim sıkıntısı çekmesi” olarak tanımlayan Konuşmamız Gerek Derneği kurucusu Eskitaşçıoğlu ise Türkiye’de regl yoksulluğunun yanı sıra bir de eğitim problemi olduğuna dikkat çekerek, derneklerinin regl tabusu ile de mücadele ettiğini vurguladı:

“Okullara, tarlalara, köylere gidiyoruz; saha çalışmaları düzenliyoruz ve doktorlarla birlikte bu konuda eğitimler veriyoruz. Ne yazık ki Türkiye’de regli yoksulluğunun, yani bu ürünlerin erişilmez oluşunun yanında bir de eğitim problemi söz konusu. Bu alanda ne yazık ki özellikle kız çocukları konunun ne olduğunu, bununla nasıl başa çıkılacağını, öz bakımlarına ve hijyenlerine nasıl dikkat edeceklerini bilmiyorlar. Çünkü bu karanlık ve konuşulmaması gereken, neredeyse günahmış gibi görülen bir konu. Ne yazık ki Türkiye’de kamusal alanda politikada da bu böyle ve asla dile getirilmiyor.”

‘Temiz menstrüel ürünler kullanamazsak, enfeksiyon ve hastalıklar kaçınılmaz’

Bu ürünlere erişimde yaşanacak sıkıntıların kadınların sağlığını tehdit edebileceğinin altını çizen Eskitaşçıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Öncelikle bu ürünlere ulaşamadığımızda, giderek pahalılaştığı için insanlar çok daha uzun saatlerde pedlerini değiştirerek, hatta bazen de sadece bir ped ile idare etmeye çalışarak kullanıyorlar. Kimi insanlar ki, biz buna birebir tanığız, Türkiye’deki mevsimlik tarım işçileri, mülteciler, bazı köy okullarına giden çocukların bu ürünlere hiç erişimi yok. Kullanabilecekleri bir materyalleri de olmayınca bu dönemleri kanayarak geçiriyorlar. Bu dönemde de en ciddi problem vajinal enfeksiyonlar ve genel olarak üreme sistemine bağlı çok ciddi hastalıklara sebep olabilmesi. Çünkü regli döneminde vücudumuz enfeksiyonlara daha açık olabiliyor ve bu dönemde düzenli olarak değiştirilen temiz menstrüel ürünler kullanamazsak, o zaman enfeksiyon ve hastalıklar kaçınılmaz oluyor.”

‘Yapılan araştırmaya göre, yoksul ailelerin yüzde 82’si hijyenik pede erişimlerinin olmadığını beyan etmiş’

Türkiye’de regl ürünlerine erişim konusunda yeterli verinin olmadığına dikkat çeken Eskitaşçıoğlu, Derin Yoksulluk Ağı’nın yaptığı araştırmaya işaret etti. Eskitaşçıoğlu Derin Yoksulluk Ağı’nın Kovid-19 döneminde derin yoksulluk deneyimleyen aileler ile gerçekleştirdiği çok güzel bir araştırma var. Bu araştırmaya göre, derin yoksulluk deneyimleyen hanelerin yüzde 82’si dışarıdan bir yardım olmadığı müddetçe hijyenik pede asla erişimleri olmadığını beyan etmiş. Yüzde 82 çok ciddi bir oran. Bu da şu anlama geliyor. En azından Türkiye’de yoksulluk ya da açlık sınırının altında yaşayan bütün hanelerin bunu deneyimlediğini söylememiz mümkün. UNICEF’in 2015 verilerine göre ise, dünyada yaklaşık 500 milyon kişinin regl yoksulluğu deneyimlediğini, yani herhangi bir menstrüel ürüne asla erişimi olmadığı belirleniyor. Menstrüel ürünlere erişim bir insan hakkı. Bu ürünleri bizim kullanmamak gibi bir lüksümüz yok. ‘Canım, siz de kanayıverin’ ya da ‘amani bir peçete kullanın’ gibi bir çözüm, alternatif söz konusu değil ifadelerini kullandı.

‘Bir ailede 2 kişi regl olsa, sadece ped için 80 liradan fazla para harcanması gerekiyor, bu yoksul aileler için imkansız bir miktar’

“Bu kadar temel bir ihtiyacın bu yüzden çok daha adil vergilendirilmesi daha ucuz ve erişilebilir olması gerekiyor” diye konuşan Eskitaşçıoğlu “Bugün aslında bir ailede iki regli olan kişinin olduğunu düşünürsek bu ailenin sadece ped masrafının 80 liranın üzerinde olduğunu görüyoruz. Bu da sosyo ekonomik açıdan güvenilir bir yerde olmayan insanlar, işsizlik maaşıyla geçinmeye çalışan ya da kayıt dışı çalışan bir mevsimlik tarım işçisi aile için imkansız miktarlar. Dolayısıyla bu konuda biz mücadelemizi devam ettireceğiz ve hem regli olmanın gayet normal bir biyolojik deneyim olduğunu, daha kolay konuşabileceğimiz günler için hem de herkesin bu ürünleri erişebileceği günler için çalışmaya devam edeceğiz. Bir günde en az 5 ped kullanılması gerekiyor, sağlıklı bir şekilde bu süreci atlatabilmek için. Bu gerçekten Türkiye’de çoğu insanın yetişemeyeceği bir miktar” dedi.

‘Bu ürünlere erişim temel insan hakkı, regl yoksulluğunun en önemli sebeplerinden biri karar alıcıların erkek olması’

Eskitaşoğlu, regl yoksulluğunun en önemli sebeplerinden birinin karar alıcıların erkek olması ve bunun ne kadar önemli olduğunu kavrayamadıklarından kaynaklandığını şu şekilde açıkladı:

“Türkiye’ye özgü olmayan global bir problem olan bu sorunun en önemli sebeplerinden biri mensural ürünlerin çok adaletsiz bir şekilde vergilendirilir oluşu. Türkiye üzerinden gidersek mensural ürünlerden alınan KDV oranı yüzde 18. Bu da Türkiye’de bir tüketicinin satın alabileceği herhangi bir üründen alınabilecek en yüksek vergi oranı. Yani çok gariptir havyarlarla, pırlantalar ile aynı oranda, hatta onlardan daha yüksek oranda vergilendirilen mensural ürünler kullanmak durumundayız. Tabii, bu garip adaletsizliğin en önemli sebeplerinden biri dünyada da Türkiye’de de, bu vergilere karar veren merciilerin birçoğunda regl olmayanların, erkeklerin temsilinin çok yüksek oluşu. 10 yıllar boyunca bu ürünler sanki lüks kozmetik ürünüymüş gibi vergilendirilirdi. Halbuki bugün bizim mensural ürünleri kullanmama gibi bir lüksümüz yok. Eğer kullanmazsak vajinal enfeksiyonlar başta olmak üzere çok ciddi sağlık problemleri ile karşılaşacağız ve bu bir temel ihtiyaç. Aslında bu ürünlere erişim de bir temel insan hakkı.”

‘Kamusal alanlarda regl ürünlerine ücretsiz erişmeyi de talep ediyoruz’

İskoçya ve Yeni Zelanda’da uygulanan kamusal alanlarda regl ürünlerinin ücretsiz temini de talep ettiklerini ifade eden Eskitaşçıoğlu, “Bu ilk başta kulağa çok ekstrem geliyor. Ama şu şekilde, Yeni Zelanda’da ya da İskoçya’da kapı kapı dolaşıp insanlara bedava ped verilmiyor ya da helikopterlerden ped atılmıyor. Özünde çok basit bir sistem, devlet okulları, devlet üniversiteleri, devlet kütüphaneleri gibi kamusal alanlarda ve tuvaletlerde bu ürünlerin erişilebilir olmasından ibaret. Bunu şöyle düşünebiliriz. Hepimiz evlerimize tuvalet kağıdı alıyoruz ve belli bir vergi ödüyoruz. Kimse üniversitesine giderken cebinde tuvalet kağıdını götürmüyor. Çünkü bu kadar temel bir ihtiyacı tuvalette bulabileceğini biliyor. Bu modeli de buna benzer düşünebiliriz” diye konuştu.
Previous Mansur Yavaş: Enes'lerimizi kaybetmeyelim, çok üzgünüm Enes
Next Taliban, 'hükümeti eleştirdiği için' tutukladığı profesörü serbest bıraktı

No Comment

Bir Cevap Yazın