‘Renkli devrim kavramı tek kutuplu düzene ait, Avrasya’da bu yolla rejimlerin değişmesi sona erdi’


Kazakistan‘da sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) fiyatlarının yüzde 100’ün üzerinde artırılmasının tetiklediği protesto dalgası silahlı isyana dönüşürken, gerilim devam ediyor. Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev, dış bağlantılı terör unsurlarının da etkili olduğunu ilan ettiği isyana karşı ipleri ele alarak anti-terör operasyonları başlattı. Hoşnutsuzluğa yol açan zamları geri alıp, enerji şirketleriyle ilgili soruşturma açtıran Tokayev, yeni hükümeti kuracak başbakanı 11 Ocak’ta açıklayacak.
Tokayev’in, Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü‘nden (KGAÖ) yardım çağrısı üzerine Rusya Federasyonu, Belarus ve Ermenistan’dan barış güçleri ülkeye ulaştı. Barış güçlerinin terör operasyonlarına karışmayarak sadece kilit devlet kurumlarının güvenliğiyle ilgilendiği açıklandı.
ABD yönetimi ise KGAÖ ve Kazakistan yönetiminin yaptığı çağrının meşruiyetini sorgulayan açıklamalarda buundu. Kazakistan’daki isyanın Amerikan ve İngiliz sermayesi ağırlıklı fabrikalarda başladığı belirtilirken, Kazakistan Dışişleri Bakanı Mukhtar Tleuberdi de ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüştü. ABD yönetiminin önümüzdeki hafta Rusya ile başlayacak güvenlik garantileri görüşmeler öncesinde Kazakistan’la ilgili Moskova’ya saldırgan retoriği artırması dikkat çekiyor.
Kazakistan’da hayat pahalılığı ile gelen isyan, yönetimin ‘dış odaklar’ tespiti ve ‘renkli devrim’ yorumları ile KGAÖ faktörünü ATA Platformu Direktörü Dr. Volkan Özdemir ile konuştuk.

‘Halkın ekonomik sıkıntılara tepki vermesi anlaşılır ama gelişmeler bunların araç olarak kullanıldığına işaret ediyor’

Doç. Volkan Özdemir’e göre, Kazakistan’daki fiyat artışları ve halkın ekonomik sıkıntılar nedeniyle tepki vermesi anlaşılır, ancak Tokayev yönetiminin geri adım atmasına rağmen olayların silahlı isyana dönüşmesi
bunların araç olarak kullanıldığına işaret ediyor:

“LPG fiyatlarının artışıyla birlikte fiyatlar da tartışılması gereken bir konu. Bu coğrafyada fiyatların serbest piyasa dinamikleri üzerinden ve borsalarda belirlenmesi çok sık görülen bir durum değil. Kazakistan 1 Ocak 2022’de buna geçtiğini açıklıyor, bir anda doğal olarak fiyatlar artıyor. Daha sonrasında da protestolar yaşanıyor. Burada halkın ekonomik sıkıntılar içerisinde böyle bir tepki vermesi anlaşılabilir. Ama protestoların sonraki günlerdeki seyrine baktığımızda ülkenin kurucu lideri Nazarbayev heykellerinin yıkılması, silahların farklı yerlerden çıkıp hükümet binalarını işgal etmesi, daha da ötesinde bazı grupların silah mahzenlerini basarak halka dağıtması bilgileri var. Bunları değerlendirdiğimizde aslında LPG, enerji fiyat zammının bir araç olarak kullanıldığını anlıyoruz. Burada başka bir siyasi hedef var. Bu zamlar hemen olaylar çıktığının ikinci gününde Kasım Tokayev tarafından hükümet sorumlu tutularak, hükümetin düşürülmesi istenerek zamlar geri alındı. Devlet regülasyonunun olacağı belirtildi. Buna rağmen ülkenin batısında başlayan protestolar artarak en büyük şehri Almantı’ya kadar yayıldı. Kazakistan’ın resmi makamlarının yurt dışından terörist grupların olduğu ve bu işin desteklendiği yönündeki açıklamaları düşünülünce bunun arkasında basit bir zam protestosu olmadığı net şekilde görülüyor.”

‘Putin-Biden görüşmesi öncesinde bir cephe daha açılmaya çalışılıyor’

Kazakistan’ın Çin’in yanı sıra Batı ile de çok boyutlu diplomasi, ticari ve pragmatik ilişkiler yürüten bir ülke olduğunu belirten Özdemir, ancak bu ülkenin Rusya ile özel ilişkilerine atıf yaptı. Gelişmelerin ‘dışarıdan’ provake edilen bir sürece işaret ettiği görüşündeki Özdemir, isyanın zamanlamasının da Rusya’nın ABD ve NATO ile güvenlik garantileri görüşmeleri öncesine denk gelmesine dikkat çekti:

“Kazakistan, Çin, Rusya ve Batı ile çok boyutlu bir diplomasi ve pragmatik ticari ilişkiler yürüttü. 30 yıl içinde 100 milyarlarca dolarlık doğrudan yatırım alabildi. Fakat Rusya ile olan bazı dönemlerdeki bozuk ilişkiler Rusya içerisindeki herhangi bir bölgenin Kremlin ile ilişkilerindeki bazı aksaklıklara benziyor. Hiçbir zaman Kazakistan, Rusya’nın etki alanından çıkmadı veya böyle bir düşünceye sahip olmadı. Rusya ile çeşitli uluslararası örgütler vasıtasıyla yine Rusya’nın liderlik ettiği müttefiklik ilişkisi geliştirmiş ve yöneticilerinin Rusya ile yakın olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Buna karşın elbette Kazakistan’da Batı ile daha haşır neşir olan gruplar söz konusuydu. Renkli devrim tanımlamaları buradan çıkılarak yapılıyor. Soros iddialarını bilmiyorum ama şu kesin ki bu dışarıdan provoke edilen bir süreç. Burada zamanlamaya bakınca Rusya ile Amerika, Ukrayna üzerinde bir gerilime sürüklenirken Rusya o tarafta zaten güney batısında bir kuşatılmaya doğru giderken Putin-Biden görüşmesi öncesinde bir cephenin de Kazakistan’dan Rusya’nın dibinden açılmaya çalışıldığı görülüyor.”

‘Renkli devrim kavramı tek kutuplu düzene ait, Avrasya’da bu yolla rejimlerin değişmesi sona erdi’

Rusya’ya yönelik hem Baltıklar hem Ukrayna hem de Karadeniz’de çevreleme politikası izlendiğini belirten Özdemir, dikkatler batıya çevrimişken Kazakistan üzerinden olası bir ‘renkli devrim’ teşebbüsüne dikkat çekti. Ancak Özdemir’e gör tek kutuplu döneme ait bu kavram artık geride kaldı, rejimlerin renkli devrimle değişeceği dönem artık Avrasya’da sona erdi. Ancak Özdemir, bunun kargaşa çıkarılamayacağı anlamına da gelmediğinin altını çizdi:

“Bir ay öncesinde de Ukrayna geriliminin artması, Batı tarafından servis edilen Rusya’nın ülkeyi işgal edeceği iddialarının olduğu bu kadar gerilimli bir dönemde bunlardan bağımsız olarak Rusya’ya karşı hem Baltıklar hem Ukrayna hem Karadeniz’de bir çevreleme politikasının olduğu anlaşılıyor. Doğu Akdeniz’de ABD’nin Yunanistan tahkimatına düşünün. Dikkatler Batı’dayken yoğunluğu bir anda Kazakistan üzerinden Rusya’nın güneyine, doğusuna doğru kaydırma teşebbüsü olabilir. Ama renkli devrim meselesinde altını çizmek istediğim bir husus var. Renkli devrim tanımlamasını son 20 yıldır görüyoruz. Renkli devrimler bence tek kutuplu döneme ait bir kavram. Artık geride kaldı. Renkli devrimler yoluyla rejimlerin değişeceği dönem bence artık Avrasya’da sona erdi. ABD hegemonyasında tek kutuplu düzende artık yaşamıyoruz. Bunu bazıları kabul ediyor, bazıları etmiyor. Fakat bence gerçek. Hatta Karabağ savaşında ABD’nin uzun bir aradan sonra AGİT Minsk grubunun daimi üyesi olmasına rağmen uluslararası bir ihtilaftan dışlanmış olması bile başlı başına bir işarettir. Bu coğrafyada renkli devrimlerin rejim değişikliğiyle sonuçlanabileceği kanaatinde değilim. Bu kargaşa çıkarılmayacağı anlamına gelmez. Kazakistan’da da bu yaşanıyor. Coğrafi olarak baktığımızda Avrasya’nın tam da kalpgahında oturan bir ülkeden bahsediyoruz. Burada protestoların bir sonuç vermesi mümkün değil. Nitekim bastırıldı. Kazakistan istikrar adası olan bir ülkeydi. Bundan sonra da yoluna bu şekilde devam edecek fakat yeni bir dönemde devam edecek, o net görülüyor.”

‘Kazaklar veya bölgedeki diğer devletler Rusya’yı yabancı bir unsur görmüyor, Rusya’dan yardım istenmesi normal’

Özdemir’e göre Kazakistan için ‘Rus işgali’ söylemleri, bölgeyi tanımamakla da alakalı. Rusya’nın 200 yıldır bu coğrafyada olduğunu anımsatan Özdemir, Kazakların veya bölgedeki diğer devletlerin Rusya’yı yabancı bir unsur olarak görmediğini belirtti. Resmi çerçevede de KGAÖ gibi bir güvenlik paktının bulunduğunu vurgulayan Özdemir, böyle bir karşılıkta yardım istenmesinin normal olduğunu dile getirdi. Özdemir, durumun Ukrayna ile de kıyaslanamayacağını belirtirken, Kazakista’ın Çin’in Kuşak ve Yol girişimi için kritik önemine atıfla Batı kaynaklı kışkırtmaların başarı şansının bulunmadığını vurguladı:

“(Türkiye’de olayın Rus işgali olarak sunulması) Maksatlı ifadeler de olabilir ama genel olarak bölgeyi tanımamakla da ilgili bir durum. Kazakların, bizim Rusya’ya baktığımız gibi Rusya’yı algılamadığını henüz idrak edemiyor olabilirler. Ama Rusya 200 yıldır o coğrafyada, Çarlık rejiminden Sovyet dönemine, son 30 yılda da Kazakistan üzerinde en etkili olan ülkeden bahsediyoruz. Kazaklar veya bölgedeki diğer devletler Rusya’yı yabancı bir unsur olarak görmüyor. Zaten resmi olarak ikili anlaşmalardan da öte KGAÖ diye bir örgüt var, güvenlik paktı var. Onun daimi üyesi olan Kazakistan’ın böyle bir karışıklık durumunda Rusya’dan yardım istemesi resmi olarak son derece normal bir durum. Art niyetten daha çok biraz coğrafyayı tanımamakla ilgili veya Türkiye’de hamaset politikalarının çok geniş bir taban bulmasıyla ilgili bu. Avrasya’yı biraz tanıyan, kardeş coğrafya sonuçta Kazakistan, ama biraz orayı gezip gören, bilen insanların çok şaşırmayacağı durumlar, çok ters tepki vermeyeceği durumlar. Kaldı ki böyle bir konjonktürde, böyle bir coğrafyada Rusya ile Ukrayna gibi yüzlerce sınırı olan bir ülke, Çin’in hemen yanı başında. Bu şekilde yakınlık var diye salt Rusya-Ukrayna durumuna benzetilemez coğrafi olarak. Çünkü Kazakistan’ın başında hiçbir zaman Rusya karşıtı hükümetler olmadı. Rusya’nın ülkenin kuzeyindeki Rus azınlığı işgal edeceği türünden şeyler çok mantıksız. Zaten yanıbaşında son derece etkin olduğu, kendi sisteminde tuttuğu, böyle bir ilişki geliştirmiş olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Ukrayna durumuyla bu anlamda kıyaslanamaz. Artı Kazakistan Çin’in Kuşak Yol girişimi için de kilit bir ülke olduğundan böyle bir dönemde dünyada uluslararası sistemde Batı’nın nüfuzunun azaldığı bir dönemde Batı kaynaklı kışkırtmaların da başarıya ulaşması söz konusu olmaz.”
‘Kazak lideri protestoların bastırılmasında ABD’den mi yardım isteyecekti’
Özdemir’e göre, ABD yönetiminin KGAÖ ve meşruiyetine şüphe düşürmeye çalışan dyorumlarının gelişmelerin vardığı yerden duyduğu hoşnutsuzlukla ilgili olabileceğini söyledi. Bölgede KGAÖ diye bir paktın bulunduğunu, Kazakistan’ın aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği’nin üyesi olduğunu ve Rusya ile ikili güvenlik anlaşmaları bulunduğunu anımsatan Özdemir, “Kazakistan lideri ABD’den mi yardım isteyecekti” diye sordu.

“Amerikalılar tarafından KGAÖ ile ilgili yapılan açıklama biraz sanki gelişmelerin vardığı noktadan hoşnutsuzluğu ifade ediyor. Biraz hayal kırıklığı kokan bir açıklama. Çünkü normal olarak zaten anlaşılabilir bir davet olduğu için bu şekilde yorumlamak bana mantıksız geliyor. Ama yasal olarak da zaten bir güvenlik paktı var. Belki birçokları böyle bir örgütle yeni tanışıyor. Belki Varşova Paktının dağılmasında kaldılar ama o coğrafyada böyle bir uluslararası bir örgüt. Artı Kazakistan aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği üyesi. Bu coğrafyada Rusya ile ikili güvenlik anlaşmaları yapmış. Kazak lideri protestoların bastırılmasında ABD’den mi yardım isteyecekti? Dolayısıyla bu açıklamayı çok ciddiye almamak lazım.”

‘Nazarbayev dönemi bitti fakat Tokayev’in de Nazarbayev’in devamı olduğunu düşünüyorum’

Kazakistan’da olup bitinler kimileri tarafından ‘elitlerin iç mücadelesiyle’ izah edilirken, Özdemir, ‘elbaşı’ sıfatını taşıyan Nazarbayev ile Tokayev arasındaki devamlılık ilişkisine dikkat çekti:

“Sonuçta Tokayev yönetimini oraya getiren Nazarbayev. Nazarbayev bence Kazakistan’ın ulus devlet olmasında 30 yıllık bir süreçte son derece başarılı, önemli roller oynadı. Bugün kişi başına düşen milli gelirin 10 bin dolar seviyesinde olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Türkiye’den fazla. Bunda Nazarbayev’in pragmatik ilişki kurmasında, reel politiğe hakim olarak devam etmesinin büyük bir tesiri var. Kendisi zaten ‘elbaşı’ sıfatıyla 2019’da yönetimi devretti. Bence bu gibi kriz anlarında Milli Güvenlik kurumunun Tokayev tarafından alınması da yanlış yorumlandı. Çünkü bu gibi kriz anlarında güçlü görünmek gerekecektir, olayları bastırmak açısından. Nazarbayev dönemi bitti fakat Tokayev’in de Nazarbayev’in devamı olduğunu düşünüyorum. Yeni dönem çok kutuplu bir dönemden bahsediyorsak yeni aktörleri, yeni şartları olacaktır. Nazarbayev zaten ülkenin 30 yılına başarılı şekilde damga vurarak miadını doldurdu.”

‘Türk Devletleri Teşkilatı henüz emekleme aşamasında, gelecekte reelpolitiktan kopmadan faydalı roller oynayabilir’

Özdemir’e göre, Türk Devletleri Teşkilatı’nın bu süreçte ‘Kazakistan halkının ve devletinin yanında’ olma tutumu doğru. Bu örgütün henüz emekleme aşamasında olduğunu belirten Özdemir, gelecekte faydalı roller oynayabileceğini ancak bunu reelpolitikten kopmadan yapması gerektiğini belirtti:

“Türk Keneşi idi, son zamanlarda Türk Devletleri Teşkilatı ismini aldı. Henüz daha emekleme aşamasında olan uluslararası bir örgüt. Ben faydalı bir örgüt olabileceğini düşünüyorum. Fakat henüz daha ülkeler arasında bir koordinasyon, eşgüdüm kurumu seviyesinde. Yani ciddi bağlayıcı bir anlaşma yok, buna güvenlik paktı da dahil. Kazakistan neden Türk Devletleri Teşkilatı’ndan yardım istemedi sözü de boşa çıkıyor, çünkü böyle bir mekanizma yok. Örgütten yapılan açıklama son derece olumlu, ‘Kazakistan halkının ve devletinin yanındayız’. En başında bu açıklamanın yapılması doğru olurdu. Bundan sonra da bu örgüt gelecekte daha etkili rol oynamalıdır. Bunu yaparken de reel politikten kopmadan bunu başarması gerekmektedir. Dolayısıyla şu an da ciddi bir aktör değil ama bu ileride olmayacağı anlamına da gelmez. Türkiye de bu konuda daha destekçi bir tavır takınmalıdır.”
Previous Erbaş, Sarıkamış Şehitleri anmasında konuştu: Çarık parçalarını kızartarak açlıklarını gidermişler
Next 'Tabutta röveşata': Eski futbolcunun cenaze töreninde tabuta sarılarak golü kutladılar

No Comment

Bir Cevap Yazın